Kangaroos, Koalas and Mates: Journey to Downunder with Aussieland Homies

Undefined
Country: 
Australia

 

Herkese merhaba,

Ben Ece, 3. Sınıf Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyorum ve Spring 2015 döneminde ani bir kararla Exchange ve Erasmus listesindeki en uzak yer olan Avustralya’ya gittim.

Hayatımın en güzel, en dolu dolu, en mutlu 4.5 ayı. Melbourne, Avustralya, benim deyimimle artık “ikinci evim”. Benimle yüz yüze konuşmaya başlasanız nereden başlayacağımı, neyi hangi sırayla anlatacağımı şaşırıp, fotoğraf albümümü, polaroidlerimi ve photoboothlarımı çıkarıp birkaç aya sığdırdığım o kadar tecrübenin ve anının bir tanesini bile atlamamaya çalışarak size telaşla anlatmaya başlarım. Öncelikle biliyorum, Avustralya herkesin gitmeye cesaret edemediği, hatta bazılarının sıralama yaparken aklından bile geçirmediği, “uzak” ama her yerden farklı bir ülke ama ben hala başka bir yere gitsem bu kadar mutlu olabileceğimi ve güzel vakit geçirebileceğimi düşünmüyorum kesinlikle. Her şeyden önce kendi kendine yetebilen dünyanın diğer ucundaki bambaşka bir kıta, trafik yönü dahil herşeyin zıt gittiği, farklı bir yer. Benim için şanslı olduğum, anlık bir tercihti, ailem de dahil olmak üzere herkesin endişeli ve yargılayan gözlerle “Çok uzak değil mi” diye cümlelerine başladığı, döndükten sonra Erasmustaki arkadaşlarımın bile “Ne gezdin be Ece” diye imrenerek cümlelerini bitirdikleri unutulmaz bir dönem.  

              

Bundan sonra tercih edecek arkadaşları bilemiyorum ama ben Spring 2015 döneminde Avustralya’ya Sabancı’dan exchange yapan tek öğrenciydim. Küçüklüğümden beri yurtdışına çok seyahat ettim, tek başıma farklı ülkelerde de yaşadım ama en uzunu bu olacaktı ve benim için çok riskli ve zorlu bir karar dönemi oldu. Herkesin aklında çok farklı beklentiler, hayaller, hedefler vardır eminim, benim için de hangi ülkeye gideceğime karar vermek, hatta gitmek veya gitmemeye karar vermek çok zordu ama kendim için en iyisinin burası olacağına ve bu deneyimin bir daha bu kadar kolay ulaşılabilir olmayacağına karar vererek, eğitim dili de İngilizce olması avantajını kendime hatırlatarak yeni deneyimler hayaliyle herkesten habersiz burayı yazdım, iyi ki de yazmışım!

                      

Aklıma o kadar çok paylaşmak istediğim şey geliyor ki elimden geldiğince sizin kafanızdaki başlıca soruları yanıtlayacak, oranın artı ve eksileri yazmaya çalışacağım.

Gitmeden önceki karşılaşabileceğiniz zorluklardan ve yapmanız gerekenlerden en önemlisi vize işlemleri ve La Trobe International ile olan görüşmeler. Ben bir şanssızlıkla hem okuldaki danışman hocamla hem de oradaki ofisle sorunlar yaşadım ama aslında sorunsuz ve kısa sürede halledilebilecek işlemler, sadece gideceklere tavsiyem istedikleri belgenin veya onayın peşinden koşmaları, diğer türlü çok daha uzun sürede sonuca bağlayabilirsiniz çünkü. Bir de facebook gruplarına gitmeden üye olmanızı, oradaki soruları takip etmenizi, buluşmalara elinizden geldiğince özellikle ilk haftalar gitmenizi öneririm ve tabiki pre-oryantasyon ve oryantasyon sonrası haftalarda olacak toplu gezilere katılmanız yeni arkadaşlıklar için ve kendi grubunuzu oluşturmak adına çok etkili olacaktır.  Herkesin korktuğu vize işlemleri ise hem konsolosluk olarak rahat hem de artık pasaporta vize stickerı basılmadığı için en geç 1-2 hafta sürede sadece okuldan aldığınız onay belgeniz ve sağlık sigortanızla tüm işlemlerinizi tamamlayabileceğiniz işler. Konsolosluğa bile gitmeden yapabileceğiniz, E-visa sistemi de çok yaygın ve 2 gün gibi bir sürede vize belgeniz emailinize ulaşıyor, size sadece print etmek kalıyor. Ben gitmeden Yeni Zelanda vizemi de aldım, o da Avustralya gibi kolay ve sorunsuz hallediliyor, eğer orayı da ziyaret etmeyi düşünüyorsanız gitmeden kendi ülkenizde bu işlemi halletmenizi öneririm.

Okuldaki ders seçiminiz de gitmeden önce planlamanız gereken ama kesinlikle stres olmanıza gerek olmayacak bir adım, ben burada alacağımdan fazla ders yazmış olmama rağmen neredeyse tüm derslerimi dersleri gördükten sonra okulun ilk haftası değiştirdim ve hepsinden çok memnun kaldım. Sadece bunları yaparken Sabancı’daki süpervizörünüzden zamanında yazılı onaylarınızı aldığınıza emin olun. Hem ders seçim sistemleri hem de derslerin işleyişi benim çok hoşuma gitti ve bu kesinlikle Sabancı’ya kıyasla pozitif gördüğüm bir yönüydü oranın. Ders seçimleri bizdeki gibi sorunlu internet programı üzerinden değil. Add-drop formunu kütüphanedeki “ASK La Trobe” veya fakültenizin student resources kısmına teslim edince onlar sizi yönlendirip bilgilendiriyor ve derslerinizi 1 hafta içerisinde sistemlerinden düzeltiyorlar. Okul oryantasyon paketinizde zaten gerekli haritaları, okulla ilgili önemli telefon numaraları ve adresleri kolayca bulabilirsiniz. Okulla ilgili genel veya akademik her türlü sorunuzda kütüphanenin girişindeki Ask La Trobe Desk’ten yardım alarak çözebilirsiniz, yardım edemezlerse bile sizi ilgili birime yönlendireceklerdir.

Öğretim üyeleri, asistanlar ve tüm öğrenciler çok yardımsever ve herkes elinden geldiğince bilgi paylaşımında bulunuyor. Avustralya’da okul birçok yere göre geç başlıyor, benim gittiğim dönem için, Mart ayında okul açılıp, Haziran’da eğitim süresi bitip 1 aylık bir final dönemi başlıyor ve haziran sonunda dönem bitiyor, yani sene içerisinde hiç sınav olmuyor ve haftalık online quizler veya 1-2 case study ya da essay dışında çok bir ders yükünüz olmadan hem sınava kadar düzenli olarak kolayca öğrenip hem de rahatça gezebiliyorsunuz. Ve tabiki unutmadan herşey ters olduğu gibi oranın mevsimi ve dönemleri de farklı, yani burada 2. Dönemken orada 1st semester olarak geçiyor(buna gitmeden önceki La Trobe online sistemde seçerken dikkat edin). Bana oradayken birkaç soru geldi fall döneminde mi gitmek gerekiyor oraya diye, kesinlikle böyle bir zorunluluk yok bana sorarsanız, ben sadece 2 veya 3 hafta kış yaşadım diyebilirim ve haziranın ortasına kadar yaz tatillerine gittim yani 2 dönem de aynı bence tamamen sizin buradaki eğitim programlamanıza bağlı. Eğitim sisteminden bahsetmişken herkesin merak ettiği ders seçimine de kısaca değiniyim. Ben aldığım derslerden çok memnun kaldım. Hepsi 3er krediden ve 1. sınıf dersi olarak 1 core, 1 free ve 2 area ders aldım, zaten maksimum 4 ders alınabiliyor bir dönemde ve daha kolay olması açısından 1 kodlu yani 1.sınıf dersleri almanızı öneririm. Core: Discrete Mathematics(MAT1DM), Free: Sport Management (MGT1ISM), Area: Business Analytics(BUS1BAN), Area: Data Based Critical Thinking (STA1DCT).


                    

Bunların yanında uzaklıktan korkan arkadaşlara söyleyebileceğim tek şey, evet buradaki arkadaşlarınız sizi ziyarete gelemeyebilir ama zaten siz de gelmelerini istemeyeceksiniz çünkü anlayamadan herkesle tatil planları yapıp, farklı kültürlerle farklı yolculuklarda bulacaksınız kendinizi. Ve fark edeceksiniz ki siz Erasmus yapmıyorsunuz, Exchange Erasmus’a göre çok daha farklı ve tarifi zor bir deneyim bana kalırsa. Uzun (uçuş 20, saat farkıyla birlikte yaklaşık 30 saat) bir uçak seyahati sonrası tüm Avustralyalıların özellikle yurtlardaki asistan öğrencilerin sizleri dört gözle beklediğini, valizlerinizi bile taşıdıklarını göreceksiniz. Uçuşum Türk Hava Yolları Singapur aktarmalıydı, Singapurdan sonra THY'nin uçuşu olmadığı için oradan da Singapore Airlines ile devam ettim ve yaklaşık 2 günü buldu bu yolculuğum saat farklarıyla birlikte. Evet saat farkı bazen sorun olabiliyor ama dediğim gibi bir gününüz bile o kadar dolu oluyor ki, zaten gün içerisinde yakınlarınızla birkaç kere konuştuğunuzda özleminiz kesinlikle azalıyor ve bu bir sorun olmaktan çıkıyor. Ben ilk gittiğimde saat farkı 9 saatti, 1 ay sonra ise 7ye indi ama baştaki birkaç gün dışında bunu bir problem olarak görmedim. Sağlık konusunda ve birçok dalında gelişmiş olan Avustralya, bu konuda sıkıntı çekmeyeceğiniz biryer, güvenlik ve refah seviyesinin yüksek olması, insanların çok sıcakkanlı, saygılı ve yardımsever oluşları da sokaklarda rahatça gezmenize ve ailenizin sizin için daha az endişelenmesine yardımcı olacaktır, en azından bu durum benim ailem için en dikkat ettikleri pozitif yanlarından biriydi Avustralya'nın.

Eğlence hayatından bahsedeyim biraz da, merak edenler için. Eğlenmeyi, gece dışarı çıkmayı seven bir insan olmama rağmen Avustralya’ya giderken aklımda ve planlarımda hep seyahatlerim, göreceğim yeni yerler, trekking turları, extreme sporlar ve doğal hayat vardı, Erasmusta olduğu gibi gece klüplerinin ve hangoverların hayaliyle gitmedim ama Avustralyalılar da içmeyi ve eğlenmeyi en az Avrupalılar kadar çok seviyor, gördüklerimden ve yaşadıklarımdan bunu söyleyebilirim. Öğrenci birliği binası ara ara partiler düzenleniyor, o olmasa bile okul partileri her hafta oluyor ve çoğunlukla her salı ve okulun içerisindeki alkolün serbest olduğu Eagle Bar’a gidiliyor veya salı ya da perşembe günleri tüm okul toplanıyor ve okula çok uzak olmayan Stollies Bar’a gidiliyor. Parti kültüründen ne beklediğinizi bilmiyorum ama şehirdeki publar ve gece klüpleri de olmak üzere beklentinizi çok yüksek tutmamanızı tavsiye ederim ve Türkiye’deki gibi Cuma Cumartesi eğlenme gibi bir kültürleri yok, haftaiçi pazartesiden başlayarak eğleniyorlar, haftasonları geziyorlar ya da çalışıyorlar. Benim en beğendiğim ve daha çok gençlerin veya üniversite öğrencilerinin gittiği Fitzory bölgesindeki Brunswick Street ise en zevk alabileceğiniz sokaklardan biri. İçinde hem güzel café, restoran, pub, gece klüpleri, rooftop barların hem de farklı tarzda alışveriş butiklerinin olduğu bir bölge.


                   

La Trobe Üniversitesi hakkında söyleyebileceğim ise kesinlikle çok rahat ve kolay bir üniversite olduğu. Kampüs dizaynı, konumu (merkeze toplu taşımayla 1 saat) ve içindeki sosyal alanlar Sabancı Üniversitesi’ne çok benziyor. Spor salonu, yurtlar arası aktiviteler, kütüphaneden restoranlara kadar herşey içinde mevcut. Ulaşım konusu ise Avustralya’da özellikle Melbourne’de endişelenmeniz gereken en son şeylerden biri. Okulun hemen yanında heryere kolayca ulaşabileceğiniz tramvay hattı, hemen yurdunuzun önünden kalkan otobüsler, daha uzak yerler için trenler bulunuyor. Uber veya taksi de fazla kişi gittiğiniz yolculuklar için ideal. Yemek ve ekonomik durumda ise bazı eksi diyebileceğim yanları var. Avustralya gelişmiş bir ülke ve çoğu ülkeye göre de oldukça pahalı. Uçak biletlerinden turlara, yemeklere, hediyelik eşyalara veya günlük alışverişe kadar herşey neredeyse iki katı. Bunu düşünerek gitmenizi öneririm veya orada bir iş bulabilirsiniz, birçok öğrenci parttime mağazalarda, restoranlarda, barlarda hatta okul içerisindeki kafelerde bile çalışıyordu ve ciddi miktarlarda gelir elde ediyorlardı.

Konaklama konusuna gelince, ben kesinlikle yurtta kalmanızı öneririm ve kabulünüz gelir gelmez yurta başvuru yapın. Okul kampüsü içerisinde Chisholm, Glenn ve Menzies olarak 3 farklı yurt bulunuyor, hepsinde odalar tek kişilik ve mutfak tuvalet banyo ortak. Çok eğlenceli, samimi, temiz ve rahat bir yurt ortamı var. Ben Chisholm College’da kaldım, genellikle uluslararası öğrencilerin tercih ettiği yurt oluyor ve bence en güzeli ama her yurtta çok farklı arkadaşlıklar ediniyorsunuz burası garanti. Mevsim koşullarını ise açıklaması çok zor ama hangi dönemde giderseniz gidin mutlaka her mevsime uygun en az 1-2 parça kıyafetiniz olsun yanınızda çünkü bir gün içerisinde bile birkaç farklı mevsimi hissedebiliyorsunuz.

Peki okul dışında neler yapabilirsiniz orada? Herşeyi. Kanguruları ellerinizle besleyin, koalalara sarılın, surf, kayak gezilerine katılın, dünyanın eşsiz güzelliği great barrier reefe doğru scuba diving yapın,  dünyanın en güzel beachlerinde tatil yapın, bira,şarap, müzik festivallerine katılın, penguen ve ada turlarına gidin, paddleboard, bungee jumping, skydiving yapın, footy, cricket gibi Avustralyalıların sporlarını seyretmeye gidin, dünyaca ünlü kahveleri, dondurmaları deneyin ve dünyanın bambaşka yerlerinden gelen insanlarla araba kiralayıp (hatta karavan)10-15 günlük roadtripler yapıp hayatınızın en unutulmaz anlarını yaşayın. Ben bunların hepsini yaptım ve hiçbirinden pişman ayrılmadım, kesinlikle hayatınızı sonuna kadar hissederek yaşamak için mükemmel bir şans. Kocaman bir kıta olan ve kesinlikle 5 aya sığmayacak güzellikte olan Avustralya dışında Thailand, Singapur, Malezya, Bali, Fiji, Yeni Zelanda, Tazmanya gibi belki de hayatınızda bir daha uzun süreli gezme fırsatı bulamayacağınız yerlere geziler yapıp, mükemmel anılarla dönebilirsiniz, fırsatınız varken sonuna kadar kullanın benceJ Kısacası hayatınızın en güzel döneminde, en rahat şekilde, hem okuyup hem gezip, hem de bu kadar farklı bir tecrübe yaşamayı istiyorsanız, Avustralya kesinlikle en doğru tercih. Ben daha yeni dönmüş olmama rağmen anılarım o kadar taze ve hala ilk günkü gibi o kadar heyecanlıyım ki, oradaki ailem dediğim insanları ve dostlarımı özlemek, yaşadığım tecrübeleri, tek başıma başardığım, üstesinden geldiğim tüm zorlukları düşünmek, benim sadece “keşke şimdi yeniden oraya gidiyor olsam” dememe neden oluyor. Umarım hepiniz bu eşsiz deneyimi yaşama şansı bulabilirsiniz.

                    

Aklıma geldiği kadarıyla hem fotoğraflarla hem de cümlelerimle kafanızda oluşabilecek sorulara cevap niteliğinde birşeyler yazmaya çalıştım, eğer aklınıza takılan yine sormak istediğiniz, danışmak veya fikir almak istediğiniz bir şey olursa bana her zaman çekinmeden ecebaltaci@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.